(19-20) İşte, onları nasıl uyuttuysak öylece de uyandırdık. Derken aralarında konuşmaya başladılar. Birisi: "Ne kadar uykuda kaldınız?" diye sorunca bazıları: "Bir gün, belki bir günden de az!" diye cevap verdiler. Diğerleri de: "Uykuda ne kadar kaldığınızı tam tamına ancak Rabbiniz bilir." dediler. "Siz onu bırakın da, açlığımızı gidermeye bakalım. Şu akçeyi verip içinizden birini şehre gönderin de baksın hangi yiyecek daha hoş ve helal ise ondan size azık tedarik etsin." "Bir de gayet nazik ve tedbirli davransın, varlığınızı ve bulunduğunuz yeri sakın hiç kimseye hissettirmesin." "Çünkü onlar sizi ellerine geçirirlerse ya taşa tutar, ya da kendi dinlerine döndürürler, bu takdirde de ebediyyen felah bulamazsınız."
| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | ve kezalike | yine böyle | |
| 2 | beasnahum | onları dirilttik | بعث |
| 3 | liyetesa'elu | sormaları için | سال |
| 4 | beynehum | kendi aralarında | بين |
| 5 | kale | dedi ki | قول |
| 6 | kailun | konuşan biri | قول |
| 7 | minhum | içlerinden | |
| 8 | kem | ne kadar? | |
| 9 | lebistum | kaldınız | لبث |
| 10 | kalu | dediler | قول |
| 11 | lebisna | kaldık | لبث |
| 12 | yevmen | bir gün | يوم |
| 13 | ev | ya da | |
| 14 | bea'de | bir parçası (kadar) | بعض |
| 15 | yevmin | günün | يوم |
| 16 | kalu | dediler | قول |
| 17 | rabbukum | Rabbiniz | ربب |
| 18 | ea'lemu | daha iyi bilir | علم |
| 19 | bima | ne kadar | |
| 20 | lebistum | kaldığınızı | لبث |
| 21 | feb'asu | gönderin | بعث |
| 22 | ehadekum | birinizi | احد |
| 23 | biverikikum | gümüş (para) ile | ورق |
| 24 | hazihi | şu | |
| 25 | ila | ||
| 26 | l-medineti | şehre | مدن |
| 27 | fe lyenzur | baksın | نظر |
| 28 | eyyuha | hangi | |
| 29 | ezka | daha temiz ise | زكو |
| 30 | taaamen | yiyecek | طعم |
| 31 | fe lye'tikum | size getirsin | اتي |
| 32 | birizkin | bir azık | رزق |
| 33 | minhu | ondan | |
| 34 | velyetelettaf | ve dikkatli davransın | لطف |
| 35 | ve la | sakın | |
| 36 | yuş'iranne | sezdirmesin | شعر |
| 37 | bikum | sizi | |
| 38 | ehaden | birisine | احد |