O insanları, kendilerine peygamber geldiği halde, inanmaktan ve Rab'lerinden af dilemekten alıkoyan şey, sırf Allah'ın düsturu uyarınca, evvelki ümmetlerin başına gelen azabın kendilerinin de başlarına gelmesini yahut ahiret azabının gözlerinin önüne konulmasını beklemeleridir.
| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | ve ma | şey | |
| 2 | menea | alıkoyan | منع |
| 3 | n-nase | insanları | نوس |
| 4 | en | ||
| 5 | yu'minu | inanmaktan | امن |
| 6 | iz | zaman | |
| 7 | ca'ehumu | kendilerine geldiği | جيا |
| 8 | l-huda | hidayet | هدي |
| 9 | ve yestegfiru | ve istiğfar etmekten | غفر |
| 10 | rabbehum | Rablerine | ربب |
| 11 | illa | ancak | |
| 12 | en | ||
| 13 | te'tiyehum | kendilerine de gelmesidir | اتي |
| 14 | sunnetu | yasasının | سنن |
| 15 | l-evveline | evvelkilerin | اول |
| 16 | ev | yahut | |
| 17 | ye'tiyehumu | karşılarına gelmesidir | اتي |
| 18 | l-azabu | azabın | عذب |
| 19 | kubulen | açıkça | قبل |