Hani onlardan bir cemaat: "Allah'ın yerle bir edeceği veya şiddetli bir felaket göndereceği şu güruha ne diye boşuna öğüt verip duruyorsunuz?" demişti. O salih kişiler de: "Rabbinize mazeret arz edebilmek için! Bir de ne bilirsiniz, olur ki Allah'a karşı gelmekten nihayet sakınırlar ümidiyle öğüt veriyoruz." diye cevap verdiler.
| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | ve iz | artık | |
| 2 | kalet | dedi | قول |
| 3 | ummetun | bir topluluk | امم |
| 4 | minhum | içlerinden | |
| 5 | lime | niçin? | |
| 6 | teizune | öğüt veriyorsunuz | وعظ |
| 7 | kavmen | bir kavme | قوم |
| 8 | llahu | Allah'ın | |
| 9 | muhlikuhum | helak edeceği | هلك |
| 10 | ev | yahut | |
| 11 | muazzibuhum | azabedeceği | عذب |
| 12 | azaben | bir azapla | عذب |
| 13 | şediden | şiddetli | شدد |
| 14 | kalu | dediler ki | قول |
| 15 | mea'ziraten | ma'zeret için | عذر |
| 16 | ila | ||
| 17 | rabbikum | Rabbinize | ربب |
| 18 | veleallehum | ve belki | |
| 19 | yettekune | korunurlar (diye) | وقي |