(175-176) Onlara, kendisine ayetlerimiz hakkında ilim nasib ettiğimiz kimsenin de kıssasını anlat: Evet, o adam bu ilme rağmen o ayetlerin çerçevesinden sıyrıldı, şeytan da onu peşine taktı, derken azgınlardan biri olup çıktı. Eğer dileseydik, onu o ayetler sayesinde yüksek bir mevkiye çıkarırdık, lakin o, dünyaya saplandı ve hevasının esiri oldu. Onun hali tıpkı köpeğin durumuna benzer: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi haline bıraksan da yine dilini salar solur! İşte bu, tıpkı ayetlerimizi yalan sayan kimselerin misalidir. Sen olayı onlara anlat, olur ki düşünüp kendilerine çekidüzen verirler.
| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | velev | ve şayet | |
| 2 | şi'na | dileseydik | شيا |
| 3 | lerafea'nahu | elbette onu yükseltirdik | رفع |
| 4 | biha | onlarla (ayetlerle) | |
| 5 | velakinnehu | fakat o | |
| 6 | ehlede | saplandı | خلد |
| 7 | ila | ||
| 8 | l-erdi | yere | ارض |
| 9 | vettebea | ve peşine düştü | تبع |
| 10 | hevahu | hevesinin | هوي |
| 11 | femeseluhu | onun durumu | مثل |
| 12 | kemeseli | durumuna benzer | مثل |
| 13 | l-kelbi | şu köpeğin | كلب |
| 14 | in | eğer | |
| 15 | tehmil | varsan | حمل |
| 16 | aleyhi | üstüne | |
| 17 | yelhes | dilini sarkıtıp solur | لهث |
| 18 | ev | veyahut | |
| 19 | tetrukhu | onu bıraksan | ترك |
| 20 | yelhes | dilini sarkıtıp solur | لهث |
| 21 | zalike | işte budur | |
| 22 | meselu | durumu | مثل |
| 23 | l-kavmi | toplumların | قوم |
| 24 | ellezine | ||
| 25 | kezzebu | yalanlayan | كذب |
| 26 | biayatina | ayetlerimizi | ايي |
| 27 | feksusi | anlat | قصص |
| 28 | l-kasasa | bu kıssayı | قصص |
| 29 | leallehum | belki | |
| 30 | yetefekkerune | düşünürler | فكر |