Eğer davet olundukları seferde peşin bir ganimet bulunsa ve orta yollu bir mesafe olsaydı, mutlaka senin peşinden gelirlerdi; fakat meşakkatli yol onlara pek uzak geldi. Bununla beraber "Eğer gücümüz yetseydi muhakkak sizinle beraber sefere çıkardık." diye yemin edeceklerdir. Onlar bu yalanlarıyla kendilerini mahvediyorlar. Çünkü Allah onların yalancı olduklarını kesinlikle bilmektedir.
| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | lev | eğer | |
| 2 | kane | olsaydı | كون |
| 3 | aradan | bir menfaat | عرض |
| 4 | kariben | yakın | قرب |
| 5 | ve seferan | ve bir yolculuk | سفر |
| 6 | kasiden | orta | قصد |
| 7 | lattebeuke | elbette sana tabi olurlardı | تبع |
| 8 | velakin | fakat | |
| 9 | beudet | uzak geldi | بعد |
| 10 | aleyhimu | kendilerine | |
| 11 | ş-şukkatu | aşılacak mesafe | شقق |
| 12 | ve seyehlifune | bir de yemin edecekler | حلف |
| 13 | billahi | Allah'a | |
| 14 | levi | eğer (diye) | |
| 15 | stetaa'na | gücümüz yetseydi | طوع |
| 16 | leharacna | çıkardık | خرج |
| 17 | meakum | sizinle beraber | |
| 18 | yuhlikune | mahvediyorlar | هلك |
| 19 | enfusehum | kendilerini | نفس |
| 20 | vallahu | ve Allah | |
| 21 | yea'lemu | biliyor | علم |
| 22 | innehum | onların | |
| 23 | lekazibune | yalancı olduklarını | كذب |